
Ben aşık olmam… Aşk diye bişey yok ki… Ohoo ağzım yandı, daha da kimselere vermem daha gönlümü… Diyenlere bildiğin uyuz oluyorum… Neden mi?
E yalan da ondan…
Aşık da olursun…
Aşk vardır kardeşim…
Ağzın yandıysa yandı, bir daha yansa ne olur?
Aşk dediğin şeyin kutsallığının farkında değilsen eğer…
Boşa yaşıyorsundur…
Boşa nefes alıyorsundur…
Aşk nedir biliyor musun?
Aşk;
Daha önceleri bakıp da görmediğin, “hadi lan yanından bile geçmez” dediğin, ya da göz göre göre, görmezden gelmeye çalıştığındır…
Aşk meltem gibi başlar…
Tam “İşte bak güneş batıyor benim için” dediğin anda…
İçini tatlı tatlı serinleten, ama bir yandan da kalbini yakıp, bir hoşluk verendir…
Aşık olunca kademe kademe kendindeki değişimleri fark edersin…
Aşık olabiliten yüksek varlıkla aynı yerdeyken… Elin ayağın birbirine dolaşır garip garip…
Salak seferek saçmalar, ortaya kel alaka laflar atarak hep dikkati sende olsun istersin…
Hatip olan sen gidersin, yerine iki lafı bir araya getiremeyen bir moron gelir oturur…
Heyecanlanırsın, deli gibi hem de…
Dilinin bağı çözülür…
Bülbül gibi şakımaya başlarsın…
Biliyorsun, o seni dinliyor…
Ama işte biraz daha fazla dikkatini çalmaya çalışmaktır maksadın…
Ama çabaladıkça sıçarsın…
Sıçtıkça daha da batarsın kendi bokunun içinde…
Bi bakarsın…
Son günlerde façan da düzelmiştir…
Yalnızlığın karanlığındaki hımbıl, sümüklü adam gitmiştir artık…
Sabah aynaya bakmadan çıkmazsın…
Onu, o gün göremeyecek olan bile kendine özen göstermeye gayret edersin…
Hatta kıyafetlerini akşamdan seçmeye başlarsın…
Gecenin ayazında kurutmak istersin sabah giyeceklerini… Sen rüyanda onunla fingirderken…
Fakat sabah yine en az üç deneme daha yaparsın…
Bir an gardrobun bomboş gözükür gözüne, küfredersin…
Misler gibi kokarsın evden çıkarken…
Boş ve tozlu parfüm şişeleri, yerini yenilerine bırakır komidinde…
Bir anda tüm benliğine gönüllü bir bakımlılık çökmüştür artık…
Kuaför ve giyim kuşam maliyetin artar bir anda…
Onunla aynı yerde olmak için türlü çeşit taklalar atmaya başlarsın…
Belki hergün görüyorsundur…
Belki haftada bir ama…
Tüm koşuşturmaların artık onun içindir…
Onu gördüğünde yüzündeki tüm kaslar sana ihanet edecektir…
Sıfatın hiç olmadığı kadar yamulacak,
Gergin misin, yoksa mutlu mu?
Rahat mısın, uykulu mu?
Kimse bir şey anlamayacaktır…
Ve bu halde onun yüzüne dahi bakamayacak hale gelirsin…
Tırsarsın yüzüne bakmaya…
Onu göremediğinde tüm dünyan kararır…
Ölü toprağı vardır üzerinde artık senin…
Dünya durmuştur artık..
Çevrendekiler ne söylüyor, ne anlatıyor umurunda değildir…
Bir filmin içindeki hikayeden kılçığından sıyrılan, löp et esas oğlansındır artık…
Ne söylediklerini duyabilirsin, ne de seslenmelerine bakabilirsin.
Sükut-u hayalinle baş başbaşasındır artık…
Plan yapmaya çabalarsın onunla…
Büyük bir tesadüf eseri gelişir bundan sonrası..
Tesadüfen almışsındır telefon numarasını…
Tesadüfen aramışsınızdır…
Tesadüfen aynı yerde rastlaşmışsınızdır…
Tesadüfen aynı arkadaş grubuyla dışarı çıkmışsınızdır…
Tesadüfen otobüste, durakta falan yan yana oturmuşsunuzdur…
Tesadüfen başbaşasındır bir yerlerde…
Tesadüfen…
Ama asla sadede gelemezsin…
Reddedilmeyi ertelersin hergün…
Beyhude gazlar ararsın ama hiçbir şey seni ateşlemeye yetmez…
Şansın varsa, yolun bir gün gerçekten ona çıkar, ve şansın varsa o yolun ucunda en baştan bu yana seni bekleyen insan sana kucak açar…
Ama hayallerin gerçekleşmezse eğer…
Yaşadıkların yanına kar kalır…
Yeniden aşık olabildiğini…
Kalbinin sana ihanet etmediğini
Yediğin kazıkların seni hiç de hayattan koparamadığını farketmenin keyfini yaşarsın…
Yüzüne aptal bir gülümseme yapıştırır, yoluna devam edersin. "Ya tutsaydı" diye söylenirsin içinden usul usul,
Sadece o ihtimali hissetmeye bile değdiğini söylersin kendine…
Çünkü önceleri fark etmediğin
İhtimal vermediğin
Ya da aslında görmezden gelmeye çalıştığındır…
Ama nefes alabildiğini hatırlamanı sağlayandır
Yeniden aşık olmaya başlayabildiğini fark etmek…
Fakat en uyuz olan tarafı…
Hala aklında gerçek aşkın vardır…
Ve gerçeklerle yüzleşmek acıdır…
0 yorum:
Yorum Gönder